Sınai Mülkiyet Hakları

  

    "Sınai Mülkiyet", genel tanımı ile, sanayide ve tarımdaki buluşların, yeniliklerin, yeni tasarımların ve özgün çalışmaların ilk uygulayıcıları adına; ticaret alanında üretilen ve satılan malların üzerlerindeki üreticisinin veya satıcısının ayırt edilmesini sağlayacak işaretlerin sahipleri adına kayıt edilmesini ve böylece ilk uygulayıcıların ürünü üretme ve satma hakkına belirli bir süre sahip olmalarını sağlayan gayri maddi bir haktır.

Sınai Mülkiyet hakları;
Patentler ve faydalı modeller,
Markalar,
Endüstriyel tasarımlar,
Coğrafi işaretler, ve
Entegre devrelerin topoğrafyaları'ndan
oluşmaktadır.

     
     Bir ülkede "sınai mülkiyet hakları"nın etkin biçimde korunması, sağlıklı ve sağlam bir sanayinin ve kararlı ekonominin temel koşullarından biridir.

 





Fikri Mülkiyet Hakları
    

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunan eserler;

 
İlim ve edebiyat eserleri,
  1. Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler, her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları
  2. Her nevi rakıslar, yazılı koreografi eserleri, pandomimalar ve buna benzer sözsüz sahne eserleri,
  3. Bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, herçeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projelerinden, (Arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmazlar.)

        Musiki eserleri,
   Her nevi sözlü ve sözsüz bestelerden,

       Güzel sanat eserleri
   Estetik değere sahip olan;

  1. Yağlı ve suluboya tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi, serigrafi,
  2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar,
  3. Mimarlık eserleri,
  4. El işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları, 5-Fotoğrafik eserler ve slaytlar,
  5. Grafik eserler,
  6. Karikatür eserleri ve
  7. Her türlü tiplemelerden,

       Sinema eserleri

  1. Sinema filimleri;
  2. Öğretici ve teknik mahiyette olan veya günlük olayları tesbit eden filimler;
  3. Her nevi ilmi, teknik veya bedii mahiyette rojeksiyon diyapozitiflerinden,
    İşlenmeler'den oluşmaktadır.

     Koruma, eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder. Sahibinin ölümünden sonra alenileşen eserlerde koruma süresi ölüm tarihinden sonra 70 yıldır.

Sınai Mülkiyet Haklarına İlişkin Korumadan Niçin Yararlanmalıyız?

     Özellikle Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması ve Eki Ticaretle Bağlantılı Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Anlaşmasının yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1995 tarihinden itibaren fikri ve sınai hakların etkin biçimde korunması konusunda tüm ülkeler, bu konudaki diğer uluslararası anlaşmaların hükümlerini de içerecek mevzuatı yürürlüğe koymakta, uygulamaları eşit biçime getirmekte ve ihlallere karşı etkin yaptırımların yollarını ortaya koymaktadır. Az gelişmiş olan ülkelere tanınmış olan 10 yıllık geçiş süresinin sonunda yani 2005 yılında dünyada tüm ülkeler aynı standartlarda sınai mülkiyet sistemlerine sahip olacaklardır.

     Bugün Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf bir ülke olmanın yanısıra Avrupa ile Gümrük Birliği yapmış Türkiye, hem ulusal sanayii ve ticareti için hem de uluslararası ticaret ve rekabette layık olduğu yeri alması ve uluslararası işbirliğine uygun ortam yaratmak için ülke içinde sınai mülkiyet haklarının uluslararası standartlarda ve etkin biçimde korunmasına önem vermiştir.

     Türkiye’de aynı sektörde birden fazla büyük ve güçlü firmanın varlığını, bunların birçoğunun birçok yabancı firma ile işbirliği yaptığını, bazılarının uluslararası alanda yabancı firmalarla kıyasıya rekabet ettiğini, firmalarımızın sadece yurtiçinde değil yurtdışında da birbirleri ile rekabete girdiğini görüp değerlendirdiğimizde, “Türkiye’nin, taklitçiliğin yaratıcılığa dönüşmesi aşamasına gelmiş, kendi özgün çalışmalarını yaparak özgün tasarımlarını ve yeni buluşlarını üretme noktasına ulaşmış bir ülke” olduğunu rahatça ifade edebiliriz.

     Uluslararası alanda başkaları ile rekabet etmek istiyorsak oyunu kuralına göre oynamamız gerektiğini hiçbir zaman unutmamalıyız. Oyunun kuralı uluslararası işbirliği ve ticarette fikri ve sınai haklar da dahil olmak üzere uluslararası mevzuata uyumlu hareket etmektir. Bunun da yolu;

     Taklit ürün üretim ve pazarlanmasından kaçınmak,
Yeni ve özgün üretim ve pazarlama yollarını aramak, bulmak ve uygulamak,
Elde edilebilecek tüm sınai haklara hem yurtiçi hem de yurtdışında sahip olmaktan,
geçmektedir. Aksi takdirde hem ticari zararlara uğramak hem de cezai yaptırımlara maruz kalmak söz konusudur.

Piyasalarda Güçlü Olabilmenin ve Güçlü Kalabilmenin Koşulları

     Bugün dünya pazarlarında önemli atılımlar yapan sanayiimizin girdiği pazarlarda daha kalıcı ve daha fazla söz sahibi olabilmesi, uluslararası ticarette çok önemli olan ulusal ve uluslararası hukukun öngördüğü tüm gerekleri eksiksiz yerine getirmesi ve uzun vadeli hedefler belirleyerek bunlara ulaşmak için çalışmalarını sabırla sürdürmesine bağlıdır.

     Tüm sektörlerde, uluslararası pazarlarda aranan, malın ya da hizmetin her zaman en iyi kalitede ve ucuz olması değil, her zaman aynı nitelikte ve bu nitelikleri ile oranlı fiyatta olmasıdır. Eğer mal ya da hizmet, tüketiciye ister iç, ister dış piyasada her zaman aynı niteliklerde sunuluyorsa o zaman tüketici bir daha aynı malı, bir öncekinden edindiği deneyime dayanarak ne kadar süre ile ve hangi koşullarda kullanabileceğini bilerek ve bundan emin olarak satın alır.

    Bir malı piyasada tanıtan ve tüketici tarafından satın alınırken her zaman akılda tutulan şey onun markasıdır. Yani mal ya da hizmet ile tüketici arasındaki en önemli bağ malın üzerindeki ya da hizmet vereni tanıtan markadır. Tüketici bir malın ya da hizmetin niteliklerinin ne olduğunu yani kalitesinin derecesini markasına bakarak anlar.

     Farklı nitelikler ve kalitelerdeki malların piyasaya farklı markalarla sürülmesi uzun vadede piyasada yer almaları açısından büyük önem taşımaktadır. Eğer bir firma farklı nitelik ve kalitede mal üretiyor ve piyasaya sunuyorsa herbirinin üzerinde farklı marka kullanmalıdır. Çünkü fiyat nedeniyle herbirinin tüketicisi farklı olacaktır

     Buradan vardığımız sonuç tek bir markaya bağlı kalmaksızın her nitelikte mal ya da hizmet için ayrı marka kullanmaktır. Markayı kullanırken hem Türkiye’de hem de mal ya da hizmetin sunulduğu başka ülkelerde ayrı ayrı tescil yaptırılmış olmasının önemle gerekmektedir.

 Teknolojik yeniliklere dayalı yeni ürünler piyasalarda her zaman aranan ürünlerdir. Teknolojik yenilikler de ancak araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile ortaya çıkar. Bu tür yenilikler de patent ya da faydalı model belgesi ile korunur.

     Araştırma ve geliştirme faaliyetlerine önem veren firmalar her zaman yeni ürünler geliştirir ve patent haklarından yararlanarak piyasada belirli bir süre rakiplerine üstünlük sağlar.

 Teknolojik yenilik olmasa da ürünler üzerindeki iki ya da üç boyutlu görsel geliştirmeler de Endüstriyel tasarım hakları kapsamında korunmaktadırlar. Yeni ve özgün tasarımlar, ya da sunuluş biçimleri, ürünlerin piyasalarda aranmasında önemli ölçüde etken olmaktadır.

Sonuç olarak; ulusal ve uluslararası pazarlarda güçlü olabilmek ve güçlü kalabilmek için;
  • mal ya da hizmetin türüne göre tanınma süreci boyunca sabırla aynı niteliklerde mal ya da hizmet sunmaya devam etmek
  • farklı niteliklerde üretim var ise bunların herbirini niteliklerine göre farklı markalarla piyasaya sunmak,
  • piyasaya sunulan markaları hem Türkiye’de hem de mal ya da hizmetin sunulduğu ülkelerde tescil ettirmiş olmak,
  • piyasayı çok iyi izlemek, yeniliklerin ve yeni ürünlerin daha iyilerini üretip pazarlayacak önlemleri zamanında almak,
  • yeni pazarları araştırmak ve o pazarlara girebilecek önlemleri almak,
  • araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile yeni ürünler ve tasarımlar geliştirmek
    gerekir.

   

     YALÇINER DANIŞMANLIK ve DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ;

     Yukarıda açıklanan danışmanlık hizmetlerini; periyodik (aylık) olarak sözlü ve yazılı raporlar biçiminde verdiği gibi, her konu veya olay ya da ürün ile ilgili olarak kısa süreli ve yazılı rapor ya da sözlü danışmanlık biçiminde vermektedir.

                                     Anasayfa                          Mevzuat ve Uluslararası anlaşmalar