İlim
ve edebiyat eserleri,
-
Herhangi
bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler, her biçim altında
ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program
sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları
-
Her nevi rakıslar, yazılı koreografi eserleri, pandomimalar ve buna
benzer sözsüz sahne eserleri,
-
Bedii
vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle,
her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya
ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, herçeşit mimarlık ve şehircilik
tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım
ve projelerinden, (Arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de
içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine
temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmazlar.)
Musiki
eserleri,
Her
nevi sözlü ve sözsüz bestelerden,
Güzel
sanat eserleri
Estetik
değere sahip olan;
- Yağlı ve suluboya
tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel
yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden,
taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler,
kaligrafi, serigrafi,
- Heykeller, kabartmalar
ve oymalar,
- Mimarlık eserleri,
- El işleri ve
küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil,
moda tasarımları, 5-Fotoğrafik eserler ve slaytlar,
- Grafik eserler,
- Karikatür eserleri
ve
- Her türlü tiplemelerden,
Sinema
eserleri
- Sinema filimleri;
- Öğretici ve
teknik mahiyette olan veya günlük olayları tesbit eden filimler;
- Her nevi ilmi,
teknik veya bedii mahiyette rojeksiyon diyapozitiflerinden,
İşlenmeler'den oluşmaktadır.
Koruma,
eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder.
Sahibinin ölümünden sonra alenileşen eserlerde koruma süresi ölüm tarihinden
sonra 70 yıldır.
Sınai
Mülkiyet Haklarına İlişkin Korumadan Niçin Yararlanmalıyız?
Özellikle
Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması ve Eki Ticaretle Bağlantılı Fikri
ve Sınai Mülkiyet Hakları Anlaşmasının yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1995 tarihinden
itibaren fikri ve sınai hakların etkin biçimde korunması konusunda tüm
ülkeler, bu konudaki diğer uluslararası anlaşmaların hükümlerini de içerecek
mevzuatı yürürlüğe koymakta, uygulamaları eşit biçime getirmekte ve ihlallere
karşı etkin yaptırımların yollarını ortaya koymaktadır. Az gelişmiş olan
ülkelere tanınmış olan 10 yıllık geçiş süresinin sonunda yani 2005 yılında
dünyada tüm ülkeler aynı standartlarda sınai mülkiyet sistemlerine sahip
olacaklardır.
Bugün
Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasına taraf bir ülke olmanın yanısıra
Avrupa ile Gümrük Birliği yapmış Türkiye, hem ulusal sanayii ve ticareti
için hem de uluslararası ticaret ve rekabette layık olduğu yeri alması
ve uluslararası işbirliğine uygun ortam yaratmak için ülke içinde sınai
mülkiyet haklarının uluslararası standartlarda ve etkin biçimde korunmasına
önem vermiştir.
Türkiye’de
aynı sektörde birden fazla büyük ve güçlü firmanın varlığını, bunların
birçoğunun birçok yabancı firma ile işbirliği yaptığını, bazılarının uluslararası
alanda yabancı firmalarla kıyasıya rekabet ettiğini, firmalarımızın sadece
yurtiçinde değil yurtdışında da birbirleri ile rekabete girdiğini görüp
değerlendirdiğimizde, “Türkiye’nin, taklitçiliğin yaratıcılığa dönüşmesi
aşamasına gelmiş, kendi özgün çalışmalarını yaparak özgün tasarımlarını
ve yeni buluşlarını üretme noktasına ulaşmış bir ülke” olduğunu rahatça
ifade edebiliriz.
Uluslararası
alanda başkaları ile rekabet etmek istiyorsak oyunu kuralına göre oynamamız
gerektiğini hiçbir zaman unutmamalıyız. Oyunun kuralı uluslararası işbirliği
ve ticarette fikri ve sınai haklar da dahil olmak üzere uluslararası mevzuata
uyumlu hareket etmektir. Bunun da yolu;
Taklit
ürün üretim ve pazarlanmasından kaçınmak,
Yeni ve özgün üretim ve pazarlama yollarını aramak, bulmak ve uygulamak,
Elde edilebilecek tüm sınai haklara hem yurtiçi hem de yurtdışında sahip
olmaktan, geçmektedir.
Aksi takdirde hem ticari zararlara uğramak hem de cezai yaptırımlara maruz
kalmak söz konusudur.
Piyasalarda
Güçlü Olabilmenin ve Güçlü Kalabilmenin Koşulları
Bugün
dünya pazarlarında önemli atılımlar yapan sanayiimizin girdiği pazarlarda
daha kalıcı ve daha fazla söz sahibi olabilmesi, uluslararası ticarette
çok önemli olan ulusal ve uluslararası hukukun öngördüğü tüm gerekleri
eksiksiz yerine getirmesi ve uzun vadeli hedefler belirleyerek bunlara
ulaşmak için çalışmalarını sabırla sürdürmesine bağlıdır.
Tüm
sektörlerde, uluslararası pazarlarda aranan, malın ya da hizmetin her
zaman en iyi kalitede ve ucuz olması değil, her zaman aynı nitelikte ve
bu nitelikleri ile oranlı fiyatta olmasıdır. Eğer mal ya da hizmet, tüketiciye
ister iç, ister dış piyasada her zaman aynı niteliklerde sunuluyorsa o
zaman tüketici bir daha aynı malı, bir öncekinden edindiği deneyime dayanarak
ne kadar süre ile ve hangi koşullarda kullanabileceğini bilerek ve bundan
emin olarak satın alır.
Bir
malı piyasada tanıtan ve tüketici tarafından satın alınırken her zaman
akılda tutulan şey onun markasıdır. Yani
mal ya da hizmet ile tüketici arasındaki en önemli bağ malın üzerindeki
ya da hizmet vereni tanıtan markadır. Tüketici
bir malın ya da hizmetin niteliklerinin ne olduğunu yani kalitesinin derecesini
markasına bakarak anlar.
Farklı
nitelikler ve kalitelerdeki malların piyasaya farklı markalarla sürülmesi
uzun vadede piyasada yer almaları açısından büyük önem taşımaktadır. Eğer
bir firma farklı nitelik ve kalitede mal üretiyor ve piyasaya sunuyorsa
herbirinin üzerinde farklı marka kullanmalıdır. Çünkü fiyat nedeniyle
herbirinin tüketicisi farklı olacaktır
Buradan
vardığımız sonuç tek bir markaya bağlı kalmaksızın her nitelikte mal ya
da hizmet için ayrı marka kullanmaktır. Markayı kullanırken hem Türkiye’de
hem de mal ya da hizmetin sunulduğu başka ülkelerde ayrı ayrı tescil yaptırılmış
olmasının önemle gerekmektedir.
Teknolojik
yeniliklere dayalı yeni ürünler piyasalarda her zaman aranan ürünlerdir.
Teknolojik yenilikler de ancak araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile
ortaya çıkar. Bu tür yenilikler de patent ya da faydalı model belgesi
ile korunur.
Araştırma
ve geliştirme faaliyetlerine önem veren firmalar her zaman yeni ürünler
geliştirir ve patent haklarından yararlanarak piyasada belirli bir süre
rakiplerine üstünlük sağlar.
Teknolojik
yenilik olmasa da ürünler üzerindeki iki ya da üç boyutlu görsel geliştirmeler
de Endüstriyel tasarım hakları kapsamında korunmaktadırlar. Yeni ve
özgün tasarımlar, ya da sunuluş biçimleri, ürünlerin piyasalarda aranmasında
önemli ölçüde etken olmaktadır.
Sonuç
olarak; ulusal ve uluslararası pazarlarda güçlü olabilmek ve güçlü
kalabilmek için;
-
mal
ya da hizmetin türüne göre tanınma süreci boyunca sabırla aynı niteliklerde
mal ya da hizmet sunmaya devam etmek
-
farklı
niteliklerde üretim var ise bunların herbirini niteliklerine göre
farklı markalarla piyasaya sunmak,
-
piyasaya
sunulan markaları hem Türkiye’de hem de mal ya da hizmetin sunulduğu
ülkelerde tescil ettirmiş olmak,
-
piyasayı
çok iyi izlemek, yeniliklerin ve yeni ürünlerin daha iyilerini üretip
pazarlayacak önlemleri zamanında almak,
-
yeni
pazarları araştırmak ve o pazarlara girebilecek önlemleri almak,
-
araştırma
ve geliştirme faaliyetleri ile yeni ürünler ve tasarımlar geliştirmek
gerekir.
|